Skip navigation

The cover of Kafka's absurdist 1915 novella Di...

Image via Wikipedia

A short film adaptation based on Kafka’s “Metamorphosis”. Early work by filmmaker Carlos Atanes, 1994.

İzolasyon ve Yaratıcılık

Eğer bunalımlı, yani depresif bir şahsiyet biraz yetenekliyse evden çıkıp toplumsallaşma uğruna saçmalamak yerine odaya kapanıp yaratıcı yazarlığa, müziğe veya ressamlığa falan yönelirse kendine çok büyük bir iyilik etmiş olur. Bunalımlı kişi böylelikle bunalımını ve mutsuz bilincini lehine çevirerek topluma faydalı bir insan olur ve tımarhanede saygın bir hasta konumuna düşmekten kurtulur.

Yazarların tanıması pek hoş olmayan insanlar olduğu sıklıkla söylenegelmiştir. Bu tüm yazarlar için doğru olmasa bile, pek çoğu için yerinde bir tesbittir aslında. Bunun sebebi yazarların kişiliklerinin yazdıkları yazılarda ortaya çıkarken, sosyal ortamlarda geri plâna itilmesidir. Ama belirtmeliyim ki bu da tüm yazarlar için geçerli sayılamaz; sadece bunalımlı yazarlar yazılarının yansıttığından daha farklı karakterlere bürünürler gerçek hayatlarında. Toplumdan yabancılaşma, çevreden kopma, içe dönme had safhadadır bunlarda.                                     

İzolasyonu ve bunalımı bir yaşam biçimi olarak benimsemiş yazarların başında gelen Franz Kafka’nın bir sabah uyandığında kendini devcileyin bir böceğe dönüşmüş olarak bulan bedbaht personası bu yabancılaşmanın ürünüdür meselâ. Ama Kafka’nın kendinden öncekilerden farkı “yabancılaşmaya yabancılaşmak” gibi bir durumun nasıl olabileceğini ve nelere yol açabileceğini kaleme almış olmasındadır.

Kafka bir insanın böceğe dönüşmesi gibi son derece doğaüstü bir hadiseyi son derece normalmiş gibi ciddi ciddi anlatıyor bizlere. Ama Dönüşüm’ün sonlarına yaklaştığımızda görüyoruz ki yüzeydeki o ciddiyetin hemen altında anormalliğe kayıtsız kalan bir çevre karşısındaki bireyin ironik tutumunun yarattığı dalgalanmalar mevcuttur. Ve bu ironik ciddiyet — işte bu yersiz resmiyet — yabancılaşmış karakterin böceğe dönüşme olayına kayıtsız kalan toplumun düştüğü durumun ironik ve mizahi bir anlatımı olarak çıkıyor karşımıza Dönüşüm ikinci kez okunduğunda.

Kafka’nın eserlerindeki o kesin ve net dilin — Kafka’nın bir avukatlık bürosunda hukuki yazışmalar yaparak yaşadığını unutmayalım — işte o hukuk dili gibi boğucu dilin böyle anormallikleri anlatmakta kullanılması bizi adeta bir yabancılaşmalar seli içerisinde bilinmezliğe sürüklüyor ve/fakat işte biraz şansımız varsa Kafka’nın yabancılaşmaya yabancılaşmış sesini duyabiliyoruz.

Şöyle: Eğer bu güne kadar hep kaybetmişsek aşkta, kumarbaz aklıyla düşünüldüğünde son derece şanslı bir kişiyiz demektir. Bu kadar şanslıysak, yani hep kaybetmişsek aşkta, işte ancak o zaman girebiliyoruz Kafka’nın bu garip dünyasına. Ve eğer girebilmişsek bu dünyaya, sen de takdir edersin ki kahkahalarla gülmekten kendimizi alamıyoruz sevgili okur.

C.E.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: